Buhara eşsiz mimarisi, ilginç tarihi ve insanlarıyla dünyanın her yerinden insanları kendine çekiyor. Kutsal Buhara Özbekistan’ın en önemli ve turistik şehirlerinden biridir. Tarihi şehir merkezi, UNESCO  Dünya Mirası Listesi’nde (1993) ve 2500 yıldan daha eski olup, yüzlerce antik anıt ve kutsal emanete sahiptir. Çin’de. V yüzyılda Nyumi, daha sonra Tang İmparatorluğu kaynaklarında An, Ansi, Buho ve Buhe olarak adlandırıldı. Ancak tarihte buraya genellikle Buhara dendi. Etimologlara göre, adı Soğd “buharak” kelimesinden türemiştir ve “mutlu yer” olarak tercüme edilir. Buhara aynı zamanda şiir ve masal şehri olarak da adlandırılır, çünkü tüm eski şehir efsaneler ve hikayelerle ünlüdür. Yaklaşık üç bin yıllık bir geçmişe sahip olan Buhara, dünya tarihine ve medeniyetine paha biçilmez katkılar yapmış şehirlerden biridir. Uzun zamandır bilim, aydınlanma ve kültür mekanı olan bu yerin namı tüm dünyaya yayılmıştır. Buhara’nın Büyük İpek Yolu’nun kavşak noktasındaki konumu, ilk zamanlardan beri el sanatlarının ve ticaretin gelişmesine katkı sağladı.Farklı hükümdarların hükümdarlık dönemlerinde başkent veya en önemli ikinci şehir statüsüne sahip olan Buhara kentinde sadece cami ve medreseleri, dünyaca ünlü âlimlerin türbeleri ve İslam dünyasının önde gelen isimleri değil, saraylar, lüks evler, kervan-saraylar, hamamlar ve birçok kubbesi bulunmaktadır. Ticari yolculuklar için de popülerdi. Gençliğimizden bu yana okumayı sevdiğimiz oryantal masal ve filmlerde olduğu gibi, eski şehir mahallelerinde inşa edilen kapalı çarşılar kentin merkezinde ayakta kalmayı başarıyor. Orta Çağ’da Buhara, Orta Asya’daki tüm Müslümanların kutsal şehriydi ve en ünlü insanların bir araya geldiği bir zafer şehri olarak kabul edildi. İslam’ın Kuran’dan sonraki en önemli ikinci dini kitabı olan Al-Jame ‘as-Sahih’in yazarı ünlü İmam El Buhari ( IX yüzyıl) bu ülkede doğmuştur. Üstelik sadece Müslüman dünyası değil, tıp dünyasında Avisenna olarak bilinen Ebu Ali ibn Sina (X-XI yüzyıllar) Buhara bölgesinde küçük bir köyde doğmuş, Buhara ve diğer ünlü Müslüman şehirlerde çalışmıştır. İslam’ın en kutsal isimlerinden biri olan Nakşibendi tarikatının kurucusu Şeyh Bahauddin Nakşibend (XIV. yüzyıl), tüm dünyada tasavvufun önemli bir figürü ve lideri olarak biliniyor. Yanlış bir bilgi olsa da, Bu şeyhin türbesini ziyaret etmeyi, Mekke’ye yapılan hac ziyaretine benzetenler olmuştur. Bahauddin Nakşibend’in türbesi hala şehrin en kutsal yeri olarak kabul ediliyor ve dünyanın her yerinden binlerce insan ve turist onu ziyaret etmek için ziyaret ediyor. Buhara, tarihi eser sayısı bakımından Özbekistan’ın en büyük şehridir ve antik kent eski şehir içinden rahatlıkla gezilebilir.

Müslüman alimlerin, düşünürlerin, mimarların ve şairlerin asırlık çalışmaları sayesinde şehre “İslami Zirve”, “Buhara Şerif”, “Kutsal Şehir” onursal unvanları verildi. Orta Çağ’da dünya çapında yedi şehre dini merkezler  (Mekke, Medine, Mezar-ı Şerif, Bağdat, Kudüs, Şam, Buhara) olarak ünleri nedeniyle “Şerif” unvanı verildi. Bunlardan biri, antik Buhara’nın en yaygın isimlerinden biri olan Buhara Şerifidir (Şarofatlı Buhara). Buhara uzun zamandır farklı isimlerle anılıyor. Şehir ayrıca İslam’ın yayılmasında ve güçlenmesinde  önemli bir rol oynadı. Buhara’nın Doğu’da İslam’ın, Müslüman ahlakının, kültürünün ve içtihadının en güçlü merkezlerinden biri olması nedeniyle, IX  yüzyılın başlarında buraya “Kubbetü’l-İslam” – “İslam’ın Kubbesi” unvanı verildi. Bugün Buhara, Özbekistan’ın en çok ziyaret edilen şehirlerinden biri ve turizm alanında hızla ilerliyor.

Şehir aynı zamanda modern bir endüstri ve kültür merkezidir. Buhara bölgesinin ekonomisinin temeli tarımdır (pamuk, ipekböceği, tahıl, meyve, kavun, sebze, bahçecilik, hayvancılık). Hayvancılık, Buhara bölgesinde sığır, koyun, keçi, at, deve ve kümes hayvanlarını içeren gelişmiş bir iş alanıdır. Buhara’da karakul özellikle popülerdir, tüm dünyada ünlüdür ve dünyanın birçok ülkesine hammadde tedarik etmektedir.